GÜNDEM

Türk dünyasının ortak geleceği için 2040 vizyonu: Ekonomi, teknoloji ve stratejik iş birliği

Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) gelecek 20 yılına ilişkin stratejik hedefler, ekonomik bütünleşme, siyasi koordinasyon, bilim ve teknoloji alanındaki iş birliği ile ortak kültürel değerler çerçevesinde değerlendirildi. Türkiye ve Özbekistan'dan akademisyenler, Türk dünyasının küresel ölçekte daha etkin bir konuma ulaşabilmesi için esnek, aşamalı ve somut projelere dayalı bir iş birliği modelinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

24 Ekim 2026 267 okunma 8 dk okuma
Türk dünyasının ortak geleceği için 2040 vizyonu: Ekonomi, teknoloji ve stratejik iş birliği

ANKARA - BHA

Azerbaycan Cumhuriyeti Sivil Toplum Kuruluşlarına Devlet Desteği Ajansının 2026 yılı hibe yarışmasını kazanan kuruluşlardan Orta Asya ve Güney Kafkasya İfade Özgürlüğü Ağı (CASCFEN) Kamu Birliği, “Şuşa Beyannamesi'nden Türk Devletleri Teşkilatına” projesi kapsamında çalışmalarını sürdürüyor.

1 Ağustos-31 Ekim tarihleri arasında yürütülen projede, Türk dünyasının bütünleşmesi, ortak değerleri ve geleceğe yönelik hedefleri üzerine 10 farklı konuda röportaj hazırlanıyor.

Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan'da da yayımlanan çalışmalar kapsamında ele alınan son konu, “Şuşa'dan Geleceğe: Türk Dünyasının Ortak Vizyonu” oldu.

Türk dünyasının önümüzdeki 10-20 yıllık süreçte karşılaşabileceği fırsatların, siyasi ve ekonomik iş birliği olanaklarının ve stratejik önceliklerinin değerlendirildiği çalışmaya, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdullah Temizkan ile Özbekistanlı araştırmacı, metroloji uzmanı ve Fergana Devlet Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Akmaljon Mamatov görüşleriyle katkı sundu.

Ekonomik bütünleşme Türk dünyasının öncelikli hedefleri arasında

Prof. Dr. Abdullah Temizkan, Türk dünyasının önümüzdeki 15-20 yıllık dönemde ekonomik entegrasyonu temel hedeflerinden biri olarak belirlemesi gerektiğini ifade etti.

Bu doğrultuda gümrük işlemlerinin uyumlaştırılması, dijital ticaret sistemlerinin geliştirilmesi, ortak yatırım fonlarının oluşturulması ve ülkeler arasındaki taşımacılık maliyetlerinin azaltılmasının önem taşıdığını belirten Temizkan, Orta Koridor'un tamamlanması ile enerji ve savunma sanayisi alanlarındaki ortak çalışmaların güçlendirilmesini de öncelikli konular arasında gösterdi.

Ekonomik iş birliğinin yalnızca ticaret hacminin artırılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Temizkan, eğitim ve bilim alanlarında da ortak ağların kurulmasını önerdi.

Üniversiteler arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, öğrenci ve akademisyen hareketliliğinin artırılması, ortak araştırma merkezlerinin oluşturulması ve teknolojik altyapının güçlendirilmesinin Türk dünyasının uzun vadeli gelişimine katkı sağlayacağını belirtti.

Temizkan, ortak dijital kimlik ve ödeme sistemleri, yapay zekâ araştırma merkezleri ile siber güvenlik altyapısının geliştirilmesi gerektiğini de vurguladı.

Kültürel ve dilsel yakınlaşma konusunda ise hedefin tek bir dil oluşturmak değil, Türk halklarının birbirlerini daha iyi anlayabilecekleri bir iletişim ortamı geliştirmek olması gerektiğini ifade etti.

Türk devletlerinin farklı dış politika önceliklerine, ekonomik gelişmişlik düzeylerine ve egemenlik hassasiyetlerine sahip olmasının bütünleşme sürecini zorlaştırabileceğini belirten Temizkan, güçlü bir siyasi iradeyle bu farklılıkların aşılabileceğini değerlendirdi.

Teknik standartlarda ortaklık ticareti kolaylaştırabilir

Fergana Devlet Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Akmaljon Mamatov da Türk devletleri arasındaki mevcut iş birliğinin daha somut ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Mamatov'a göre Türk Devletleri Teşkilatı, siyasi diyaloğun yanı sıra ekonomi, eğitim, bilim, teknoloji, ulaştırma ve enerji alanlarında da sonuç odaklı çalışmalar yürütmeli.

Özellikle teknik standartların uyumlaştırılması, ölçüm sonuçlarının karşılıklı tanınması ve uygunluk belgelerinin ülkeler arasında geçerli hâle getirilmesinin ticari ilişkileri kolaylaştıracağını ifade eden Mamatov, bu uygulamaların işletmelerin maliyetlerini azaltabileceğine ve ülkeler arasındaki güveni güçlendirebileceğine dikkat çekti.

Üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında geliştirilecek ortak projelerin de bilimsel kapasitenin artırılmasında önemli rol oynayacağını belirten Mamatov, teknolojik gelişimin Türk dünyasının gelecekteki konumunu belirleyen temel unsurlardan biri olacağını kaydetti.

Ortak dış politika yerine ortak tutum modeli önerisi

Türk Devletleri Teşkilatının siyasi koordinasyon kapasitesini de değerlendiren Prof. Dr. Abdullah Temizkan, üye ülkelerin farklı jeopolitik koşulları ve ulusal öncelikleri bulunduğuna dikkat çekti.

Bu nedenle katı bir ortak dış politika anlayışı yerine, belirli konularda uzlaşmaya dayanan esnek bir “ortak tutum” modelinin geliştirilmesini önerdi.

Temizkan, düzenli siyasi istişarelerin gerçekleştirilmesi, kriz dönemlerinde ortak açıklamalar yapılması ve uluslararası kuruluşlarda karşılıklı desteğin artırılmasının Türk devletleri arasındaki koordinasyonu güçlendirebileceğini belirtti.

Terörizm, göç ve sınır aşan suçlarla mücadelede ortak hareket edilmesinin de bu sürece katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Türk dünyasının tek bir ülkenin merkezde yer aldığı hiyerarşik yapı yerine çok merkezli bir anlayışla gelişmesinin daha uygun olacağını dile getiren Temizkan, Türk Devletleri Teşkilatının yalnızca zirveler düzenleyen bir yapı olmaktan çıkarak ortak projeler geliştiren ve alınan kararların uygulanmasını takip eden etkin bir kuruma dönüşmesi gerektiğini vurguladı.

Orta Koridor ekonomik iş birliğinde belirleyici olacak

Türk devletleri arasındaki ekonomik bütünleşmenin en önemli başlıklarından birini ulaştırma ve lojistik altyapısı oluşturuyor.

Prof. Dr. Abdullah Temizkan, Türk Yatırım Fonu'nun güçlendirilmesinin ve ulaştırma ile dijital altyapı yatırımlarının artırılmasının ekonomik entegrasyon açısından gerekli olduğunu ifade etti.

Avrupa ile Asya arasında bağlantı sağlayan Orta Koridor'un geliştirilmesinin bu süreçte belirleyici olacağını belirten Temizkan, Hazar Denizi geçişlerinin daha etkin hâle getirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Bu kapsamda Aktau, Kurık, Türkmenbaşı, Bakü ve Alat limanları arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi, demir yolu standartlarının uyumlaştırılması ve gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi önerildi.

Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan demir yolu bağlantılarının genişletilmesinin de Türk devletleri arasındaki ticareti kolaylaştıracağı değerlendirildi.

Temizkan, Türk dünyasının yalnızca ham madde ihracatına dayanan ekonomik yapıların ötesine geçerek bilgi, ileri teknoloji ve katma değer üreten bir merkez hâline gelmesi gerektiğini belirtti.

İklim değişikliği ve doğal kaynaklar için ortak araştırmalar

Akmaljon Mamatov, Türk devletleri arasındaki iş birliğinin siyasi ve ekonomik alanlarla sınırlı kalmaması gerektiğini, insani ve bilimsel ilişkilerin de eş zamanlı geliştirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.

Su kaynaklarının yönetimi, iklim değişikliği, kuraklık, enerji verimliliği ve doğal afetlere karşı hazırlık konularında ortak araştırmalar yürütülmesini öneren Mamatov, bu alanlarda araştırma fonları ve ortak laboratuvarlar oluşturulabileceğini belirtti.

Öğrenci ve akademisyen değişim programlarının artırılmasının bilimsel iş birliğine katkı sağlayacağını kaydeden Mamatov, dijital gümrük sistemleri, ortak teknik standartlar ve karşılıklı tanınan sertifikaların ekonomik ilişkileri destekleyeceğini ifade etti.

Türk dünyasının küresel ölçekte daha etkili bir güç merkezine dönüşmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Mamatov, bunun için güçlü kurumlara, etkin koordinasyon mekanizmalarına ve bilim-teknoloji yatırımlarına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Mamatov'a göre ortak çalışmaların başarısı, alınan kararların vatandaşların günlük yaşamına ve iş dünyasının faaliyetlerine ne ölçüde somut fayda sağladığıyla değerlendirilmelidir.

2040'lı yıllar için kurumsal iş birliği hedefi

Türk Devletleri Teşkilatının gelecekteki yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Abdullah Temizkan, 2040'lı yıllarda teşkilatın katı bir siyasi federasyon ya da askerî blok hâline gelmesinden ziyade kurumsallaşmış bir iş birliği alanına dönüşmesinin daha gerçekçi olduğunu ifade etti.

Bu modelde Türk devletlerinin Avrupa ile Asya arasında ulaştırma, enerji, ticaret ve diplomatik koordinasyon bakımından etkin bir rol üstlenebileceğini belirtti.

Temizkan, Türk dünyasının gelecekteki gücünün yalnızca coğrafi konumundan veya doğal kaynaklarından değil, ülkelerin ortak hedefler doğrultusunda hareket edebilme kapasitesinden kaynaklanacağını değerlendirdi.

Şuşa Beyannamesi ortak stratejik vizyonun temelinde yer alıyor

Prof. Dr. Abdullah Temizkan, Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan Şuşa Beyannamesi'nin Türk dünyasının geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

Beyannamenin Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini resmî müttefiklik seviyesine taşıdığını belirten Temizkan, iki ülke arasındaki bu deneyimin tarihî ve kültürel yakınlığın somut stratejik dayanışmaya dönüşebileceğini gösterdiğini dile getirdi.

Ancak söz konusu modelin Türk dünyasının geneline uyarlanmasında ülkelerin bağımsızlıklarına ve egemenlik haklarına saygı gösterilmesinin temel ilke olması gerektiğini vurguladı.

Temizkan'a göre egemen eşitlik, iç işlerine karışmama, sınırların dokunulmazlığı, bağımsız dış politika ve uzlaşı anlayışı, gelecekteki iş birliği mekanizmalarının temelini oluşturmalı.

Amaç, ortak bir askerî blok kurmak yerine üye ülkelerin dış baskılar karşısındaki hareket alanlarını genişletmek olmalı.

Bu çerçevede herhangi bir üye devletin egemenliğinin veya toprak bütünlüğünün tehdit edilmesi durumunda istişare mekanizmalarının işletilmesi, karşılıklı destek sağlanması ve ortak diplomatik girişimlerde bulunulması önerildi.

Türk dilleri için ortak yapay zekâ altyapısı önerisi

Türk dünyasının dijital geleceğine de değinen Temizkan, Türk dillerine yönelik ortak yapay zekâ sistemlerinin ve dijital altyapının geliştirilmesini önemli önceliklerden biri olarak değerlendirdi.

Türk dillerinin dijital ortamda yeterli veri tabanına ve teknolojik desteğe sahip olmamasının kültürel ve teknolojik bağımlılık riskini artırabileceğine dikkat çekti.

Bu nedenle ortak veri tabanlarının oluşturulması, yapay zekâ araştırmalarının desteklenmesi ve Türk dillerinin dijital teknolojilerde daha yaygın kullanılmasına yönelik çalışmaların geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Temizkan, dijital iş birliğinin yalnızca teknolojik bir ihtiyaç değil, aynı zamanda ortak kültürel mirasın korunması açısından da önem taşıdığını ifade etti.

Halklar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerekiyor

Türk devletleri arasında çeşitli stratejik anlaşmalar bulunmasına rağmen halkların birbirlerini yeterince tanımadığını belirten Temizkan, siyasi ilişkilerin toplumsal ve kültürel bağlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Bu kapsamda seyahat ve ikamet kolaylıklarının geliştirilmesi, eğitim, bilim, sağlık, kültür, gençlik ve spor alanlarındaki ortak çalışmaların artırılması önerildi.

Temizkan, ortak tarihî ve kültürel mirasın korunmasının da Türk dünyasının geleceğe yönelik politikalarında öncelikli başlıklar arasında bulunması gerektiğini kaydetti.

Ülkeler arasındaki ilişkilerin yalnızca devlet kurumları üzerinden değil, öğrenciler, akademisyenler, araştırmacılar ve farklı toplum kesimleri arasında kurulacak doğrudan bağlarla güçlendirilebileceğini ifade etti.

2040-2045 vizyonunda gençler, bilim ve teknoloji öne çıkıyor

Akmaljon Mamatov ise Türk dünyasının 2040-2045 dönemine yönelik ortak vizyonunun karşılıklı saygı, güven, ortak çıkarlar ve uzun vadeli iş birliği anlayışına dayanması gerektiğini belirtti.

Şuşa Beyannamesi'nin ortaya koyduğu siyasi dayanışma anlayışının ekonomik, bilimsel, eğitsel ve teknolojik alanlarda somut çalışmalarla desteklenmesini önerdi.

Mamatov, Türk devletlerinin düzenli siyasi istişareleri güçlendirmesi, ulaştırma ağları arasındaki bağlantıları geliştirmesi ve ortak bilimsel projelere daha fazla kaynak ayırması gerektiğini ifade etti.

Özellikle gençlerin birbirlerini daha yakından tanımalarının ve ortak projelerde yer almalarının gelecekteki iş birliği açısından belirleyici olacağını vurguladı.

Yapay zekâ, mühendislik, dijital ekonomi ve yeşil teknolojiler gibi alanlarda genç araştırmacıların birlikte çalışmasının teşvik edilmesi gerektiğini belirten Mamatov, Türk dünyasının gelişiminin yalnızca ortak geçmişe dayandırılamayacağını ifade etti.

Mamatov'a göre güçlü bir Türk dünyası, ortak tarihî ve kültürel mirasının yanı sıra geleceğini birlikte şekillendirebilme kapasitesine sahip olmalı.

Ortak geçmişten ortak geleceğe uzanan iş birliği

“Şuşa Beyannamesi'nden Türk Devletleri Teşkilatına” projesinin son çalışmasında ortaya konulan değerlendirmeler, Türk dünyasının gelecek 20 yıllık döneminde siyasi koordinasyon, ekonomik bütünleşme, bilimsel gelişme ve kültürel yakınlaşmanın birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.

Prof. Dr. Abdullah Temizkan, Türk dünyasının gerçek gücünün bağımsız devletlerin iradelerini tarihî dönüm noktalarında ortak bir stratejik iradeye dönüştürebilmesinde yattığını ifade etti.

Akmaljon Mamatov ise uzun vadeli iş birliğinin başarısının, ortak kararların uygulamaya geçirilmesine ve toplumların yaşamında karşılık bulmasına bağlı olduğunu vurguladı.

İki uzmanın değerlendirmelerinde, Türk Devletleri Teşkilatının gelecek dönemde ortak hedefler belirleyen, projeler geliştiren, bilim ve teknoloji alanındaki iş birliğini destekleyen ve ülkelerin egemenlik haklarını gözeten kurumsal bir yapıya dönüşmesinin önemi öne çıktı.

Kaynak: BHA

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

GÜNDEM kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.

Marka Flower Çiçekçi