2 Nisan 2026, Perşembe
14:53

MSB’den Karadeniz ve Montrö açıklaması

MSB’den Karadeniz ve Montrö açıklaması

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından, “Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir.” açıklamasında bulunuldu.

ANKARA - BHA

MSB kaynakları, haftalık basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin Karadeniz güvenlik anlayışı

Bakanlık kaynakları, Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı ile NATO karargâhlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Açıklamada, son dönemde bazı basın-yayın organları ile sosyal medya mecralarında, Türkiye’nin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’de yürütülen faaliyetlere ilişkin eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığı ve bazı kavramların karıştırıldığının görüldüğü belirtildi.

MSB, kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesinin esas alındığını, bu kapsamda her hafta düzenli olarak basın bilgilendirme toplantısı yapıldığını ve basın mensuplarının sorularının yanıtlandığını bildirdi.

Savunma ve güvenlik konularında yapılan çalışmaların ilgili makamlarla koordineli şekilde yürütüldüğü belirtilen açıklamada, süreç tamamlandıktan sonra gerekli bilgilerin, milli güvenliği zafiyete uğratmayacak şekilde kamuoyuyla şeffaf olarak paylaşıldığı ifade edildi.

“Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir”

Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisine ilişkin soruya MSB şu yanıtı verdi:

“Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır. Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır.

Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir.

Karadeniz’de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz’in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir.”

NATO karargâhlarına ilişkin değerlendirme

MSB, NATO karargâhlarına ilişkin soru üzerine şu bilgileri paylaştı:

“1952 yılında NATO’ya üye olan Türkiye, İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahiptir ve NATO komuta ve kuvvet yapısında önemli görev ve sorumluluklar üstlenmektedir.

NATO’nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti’ne uygun olarak 2020 yılından itibaren plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçişi kolaylaştırmak, NATO topraklarına karşı icra edilecek bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek maksadıyla değişikliğe gidilmiştir.

Stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış ve bahse konu planları uygulayacak karargâhların tesis edilmesi öngörülmüştür.

Bu kapsamda; 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargâh-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz kurulması faaliyetlerine başlanmıştır.”

“Her iki karargâhta da sadece Türk personel görevlidir”

MSB, Karadeniz’de kurulacak görev kuvvetine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Deniz harekât alanında planların uygulanabilmesi için 2024 yılında beş adet (Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz) Birleşik Görev Kuvveti (CTF) kurulması planlanmıştır. Karadeniz’de kurulacak olan CTF-Black karargâhının komutası ve ev sahipliği bölgesel sahiplik ilkemiz gereğince 2028 yılına kadar ülkemiz tarafından üstlenilmiştir.

2028 yılını müteakip Karadeniz’e kıyıdaş müttefiklerin (Romanya ve Bulgaristan) yapacağı tekliflere istinaden bahse konu karargâha ev sahipliği ve komuta edecek ülke belirlenecektir.

Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır. Her iki karargâhta da hâlihazırda sadece Türk personel görevlidir.

Bilgilerini paylaştığımız üç adet deniz ve bir adet kara karargâhı ülkemizin güvenlik ihtiyaçları ve Karadeniz’e yönelik politik duruşumuz ile uyumlu olarak teşkil edilmektedir. Türkiye NATO karar mekanizmasında aktif rol üstleniyor.

Türkiye, bu rolüyle geçmişte NATO’ya kuvvet tahsis eden bir ülke olmanın ötesine geçerek bugün karar alma ve yön verme süreçlerinde aktif rol üstlenmekte, oluşturulan yapıları kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda şekillendirmektedir.”

Benzer Haberler